Denizel Bilgiler

post?.Description

Tüm dünyada açlık ve yoksulluğa son vermek, iklim değişikliği ile mücadele etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, nitelikli eğitimi, sorumlu üretim ve tüketimi yaygınlaştırmak gibi 17 ana başlıktan oluşan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) arasında temiz su kullanımına dikkat çeken madde 6 ve okyanuslar, denizleri koruyan madde 14 ile 6. ve 14. öne çıkan hedefler nedir? Madde 6 Temiz Su ve Sanitasyon herkesin güvenilir ve erişilebilir içme suyuna evrensel ve eşit biçimde erişiminin güvence altına alınması hedefini kapsar. Bu hedef doğrultusunda tarım, beslenme, hastalık önleme ve sağlık hizmetleri için hayati önem taşıyan temiz su ve sanitasyon için tatlı su ve su kaynaklarımızı korumamız gerekir. Madde 14 Sudaki Yaşama göre ise sürdürülebilir kalkınma için okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir kullanmak gerekir. Bu doğrultuda; 2025 yılına kadar deniz atıkları ve besin maddesi kirliliği dâhil, özellikle karasal faaliyetlerden kaynaklanan her türlü deniz kirliliğini önlemek ve kayda değer miktarda azaltmak için faaliyetler gerçekleştirmek gerekir. İklim değişikliği ile mücadelede en önemli müttefikimiz olan ve aldığımız iki nefesten birini sağlayan okyanusları ve denizleri korumak Madde 14’ün temel amacıdır diyebiliriz.

TURMEPA Akademi Denizel Bilgiler

Okyanus ve denizlerin toplumsal öneminin farkında mıyız?
  
Kıyı toplulukları, kıyı koruma, balık üretimi ve turizm fırsatları gibi okyanus habitatlarından çok sayıda fayda elde eder. 

Doğa temelli kararlar vererek;

Özel sektör, uzun vadeli faydaları olan sürdürülebilir projelere yatırım yapabilir. 
Mühendisler kıyı altyapı projelerine doğal çözümler için mühendislerin uzmanlığına başvurulabilir.
Hükümetler, okyanus ve denizlerin sürdürülebilir kullanımı için planlar geliştirebilir ve balıkçılığı daha doğal kaynakları koruyacak şekilde yönetebilirler. 
Kalkınma Ajansları yoksulluğu etkin bir şekilde azaltmak ve iklim değişikliğine karşı dirençli toplumlar oluşturulması için doğaya yatırım yapabilirler. 
Doğa Koruma grupları, STK’lar kıyı restorasyon projelerinden elde edilen faydaları en üst düzeye çıkarabilir.

Okyanus ve denizlerin toplumsal öneminin farkında mıyız? Kıyı toplulukları, kıyı koruma, balık üretimi ve turizm fırsatları gibi okyanus habitatlarından çok sayıda fayda elde eder. Doğa temelli kararlar vererek; Özel sektör, uzun vadeli faydaları olan sürdürülebilir projelere yatırım yapabilir. Mühendisler kıyı altyapı projelerine doğal çözümler için mühendislerin uzmanlığına başvurulabilir. Hükümetler, okyanus ve denizlerin sürdürülebilir kullanımı için planlar geliştirebilir ve balıkçılığı daha doğal kaynakları koruyacak şekilde yönetebilirler. Kalkınma Ajansları yoksulluğu etkin bir şekilde azaltmak ve iklim değişikliğine karşı dirençli toplumlar oluşturulması için doğaya yatırım yapabilirler. Doğa Koruma grupları, STK’lar kıyı restorasyon projelerinden elde edilen faydaları en üst düzeye çıkarabilir.

Bugün 17 Haziran, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü. Kuraklık ve çölleşme, tüm dünyayı çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan tehdit eden çok ciddi bir sorun.
Tüm dünyada iklim değişikliği ile sıcaklıklar arttıkça yağışlar azalıyor, sulak alanlar kuruyor, milyonlarca insan susuz kalma riskiyle karşı karşıya kalıyor ve doğal yaşam fakirleşiyor. Çölleşme sebebiyle toprak verimsizleşerek bitki örtüsünün bozulmasına yol açıyor, gıda üretimi azalarak kıtlığa, göçlere, anlaşmazlıklara, ekonomik gelir kaynaklarının azalmasına sebep oluyor, savaşlara ortam hazırlıyor ve daha birçok olumsuzlukla insanlığı karşı karşıya bırakıyor. Dünyada her yıl, toprağın üst tabakasının 24 milyar tonu, başta erozyon olmak üzere çeşitli sebeplerle kaybedilirken, 6 milyar hektar alan çölleşiyor. Bu süreç dünyaya, 42 milyar dolardan fazla mali yük getiriyor, 110 ülkede yaşayan 1,2 milyar nüfusu doğrudan tehdit ediyor. 135 milyon insan risk altında ve 10 milyon insan ekolojik göçmen olarak çölleşmiş bölgelerden göç etmiş durumda. Geçimlerini toprağa bağımlı olarak sürdüren 2,6 milyarı aşkın insan da aynı kaderi paylaşıyor. Bu nedenle, çölleşme dünyamızın geleceği için tüm insanlığın ortaklaşa mücadele etmesini ve tedbir almasını zorunlu kılıyor.

Bugün 17 Haziran, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü. Kuraklık ve çölleşme, tüm dünyayı çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan tehdit eden çok ciddi bir sorun. Tüm dünyada iklim değişikliği ile sıcaklıklar arttıkça yağışlar azalıyor, sulak alanlar kuruyor, milyonlarca insan susuz kalma riskiyle karşı karşıya kalıyor ve doğal yaşam fakirleşiyor. Çölleşme sebebiyle toprak verimsizleşerek bitki örtüsünün bozulmasına yol açıyor, gıda üretimi azalarak kıtlığa, göçlere, anlaşmazlıklara, ekonomik gelir kaynaklarının azalmasına sebep oluyor, savaşlara ortam hazırlıyor ve daha birçok olumsuzlukla insanlığı karşı karşıya bırakıyor. Dünyada her yıl, toprağın üst tabakasının 24 milyar tonu, başta erozyon olmak üzere çeşitli sebeplerle kaybedilirken, 6 milyar hektar alan çölleşiyor. Bu süreç dünyaya, 42 milyar dolardan fazla mali yük getiriyor, 110 ülkede yaşayan 1,2 milyar nüfusu doğrudan tehdit ediyor. 135 milyon insan risk altında ve 10 milyon insan ekolojik göçmen olarak çölleşmiş bölgelerden göç etmiş durumda. Geçimlerini toprağa bağımlı olarak sürdüren 2,6 milyarı aşkın insan da aynı kaderi paylaşıyor. Bu nedenle, çölleşme dünyamızın geleceği için tüm insanlığın ortaklaşa mücadele etmesini ve tedbir almasını zorunlu kılıyor.

28 Temmuz Dünya Doğa Koruma Günü Kutlu Olsun. 
Bugün dönüp kendimize bakma zamanı! Doğa bizim evimiz. Onu korumak en önemli sorumluluğumuz. Plastik kullanımı, kimyasal ve endüstriyel atıklar, geri dönüşüm sisteminin gelişmemiş olması gibi pek çok olumsuz faktör doğamız için tehdit oluşturuyor.
Ancak hiçbir şey için geç değil. Birkaç adımla doğamıza iyilik yapabiliriz: Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamalıyız.
Plastik kullanımımızı azaltmalı, alternatif ürünlere yönelmeliyiz. Atıklarımızı geri dönüşüme kazandırmalıyız.
Doğa hepimizin, birlikte korumalıyız.

28 Temmuz Dünya Doğa Koruma Günü Kutlu Olsun. Bugün dönüp kendimize bakma zamanı! Doğa bizim evimiz. Onu korumak en önemli sorumluluğumuz. Plastik kullanımı, kimyasal ve endüstriyel atıklar, geri dönüşüm sisteminin gelişmemiş olması gibi pek çok olumsuz faktör doğamız için tehdit oluşturuyor. Ancak hiçbir şey için geç değil. Birkaç adımla doğamıza iyilik yapabiliriz: Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamalıyız. Plastik kullanımımızı azaltmalı, alternatif ürünlere yönelmeliyiz. Atıklarımızı geri dönüşüme kazandırmalıyız. Doğa hepimizin, birlikte korumalıyız.