Denizel Bilgiler

post?.Description

Bugün 22 Mart Dünya Su Günü! 💦 Bireysel ve toplumsal sağlığımızı korumak için suyun hayati önemini bir kez daha anladığımız bu dönemde, onun değerini ve korunması gerektiğini de hatırlayalım. Kişisel hijyenimizi sağlarken kullandığımız suyun kaynaklarının kısıtlı olduğunu, bu nedenle ellerimizi yıkarken suyu boşa akıtmamamız gerektiğini unutmayalım.

TURMEPA Akademi Denizel Bilgiler

COP26 İklim Zirvesi’nde varılan anlaşma neler öngörüyor? 
İskoçya'nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen 26. BM İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP26) ülkeler, iklim değişikliğine karşı alınacak bir dizi önlemi içeren bir anlaşmayı imzaladı.

• Anlaşmada, kömürün aşamalı olarak azaltılması taahhüdü,
• Emisyon azaltma planlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi,
• Gelişmekte olan ülkelere daha fazla finansal destek
gibi önemli kararlar var.

Glasgow İklim Anlaşması ile birlikte "aşamalı olarak kömür kullanımının azaltılması" da planlanıyor. Bu yönüyle anlaşma, kömür kullanımını azaltmayı hedefleyen tarihteki ilk anlaşma.

Anlaşmanın öne çıkan başarıları:
• 1,5 C hedefini ulaşılabilir kılmak adına gelecek yıl emisyon azaltma planları için yeniden bir araya gelinecek
• İlk kez uluslararası bir anlaşmada kömür kullanımını sınırlama taahhüdü verildi
• Gelişmekte olan ülkeler için mali yardımlar artacak

Kömür, karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu sebepten de 1,5 C hedefinin de merkezinde bulunuyor. 2015 yılında Paris'teki zirvede kabul edilen söz konusu hedefe ulaşmak için, küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 45 ve 2050'ye kadar da neredeyse sıfıra düşürülmesi gerekiyor.

Toplamda 105 ülke, metan emisyonlarını 2030 yılına kadar 2020’ye kıyasla yüzde 30 oranında azaltmayı öngören Küresel Metan Taahhüdü ’nü imzaladı.
Canlılar ayrıştığında metan açığa çıkıyor ve doğalgazda da bulunuyor. Metan gazı karbondioksitin aksine atmosferde kısa bir süre kalıyor, ancak küresel ısınmaya CO2'den çok daha fazla yol açıyor.

Son yıllara uydu görüntüleriyle boru hatlarında, atık sahalarında ve depolama ünitelerinde aşırı metan emisyonlarını denetlemek mümkün hale geldi. Yine de bu mega ölçekli salımlar, toplam salınımların ancak %10-15 kadarını kapsıyor. Uydular daha küçük ölçekli salınımları izlemek için daha yüksek çözünürlüklü teknolojilere ihtiyaç duyuyor.
“Ormanlar ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Deklarasyonu'nun Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 133 ülke tarafından imzalanması konferansın önemli bir çıktısı olarak kayda geçti.
KAYNAK,GETTY IMAGES

COP26 İklim Zirvesi’nde varılan anlaşma neler öngörüyor? İskoçya'nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen 26. BM İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP26) ülkeler, iklim değişikliğine karşı alınacak bir dizi önlemi içeren bir anlaşmayı imzaladı. • Anlaşmada, kömürün aşamalı olarak azaltılması taahhüdü, • Emisyon azaltma planlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi, • Gelişmekte olan ülkelere daha fazla finansal destek gibi önemli kararlar var. Glasgow İklim Anlaşması ile birlikte "aşamalı olarak kömür kullanımının azaltılması" da planlanıyor. Bu yönüyle anlaşma, kömür kullanımını azaltmayı hedefleyen tarihteki ilk anlaşma. Anlaşmanın öne çıkan başarıları: • 1,5 C hedefini ulaşılabilir kılmak adına gelecek yıl emisyon azaltma planları için yeniden bir araya gelinecek • İlk kez uluslararası bir anlaşmada kömür kullanımını sınırlama taahhüdü verildi • Gelişmekte olan ülkeler için mali yardımlar artacak Kömür, karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu sebepten de 1,5 C hedefinin de merkezinde bulunuyor. 2015 yılında Paris'teki zirvede kabul edilen söz konusu hedefe ulaşmak için, küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 45 ve 2050'ye kadar da neredeyse sıfıra düşürülmesi gerekiyor. Toplamda 105 ülke, metan emisyonlarını 2030 yılına kadar 2020’ye kıyasla yüzde 30 oranında azaltmayı öngören Küresel Metan Taahhüdü ’nü imzaladı. Canlılar ayrıştığında metan açığa çıkıyor ve doğalgazda da bulunuyor. Metan gazı karbondioksitin aksine atmosferde kısa bir süre kalıyor, ancak küresel ısınmaya CO2'den çok daha fazla yol açıyor. Son yıllara uydu görüntüleriyle boru hatlarında, atık sahalarında ve depolama ünitelerinde aşırı metan emisyonlarını denetlemek mümkün hale geldi. Yine de bu mega ölçekli salımlar, toplam salınımların ancak %10-15 kadarını kapsıyor. Uydular daha küçük ölçekli salınımları izlemek için daha yüksek çözünürlüklü teknolojilere ihtiyaç duyuyor. “Ormanlar ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Deklarasyonu'nun Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 133 ülke tarafından imzalanması konferansın önemli bir çıktısı olarak kayda geçti. KAYNAK,GETTY IMAGES

Denizler ve Çevre Konusunda Bireysel Sorumluluklarımızın Farkında Olalım

Aldığımız iki nefesten birini yani ihtiyaç duyduğumuz oksijenin yüzde 50 ila 70’ini denizlerimiz üretiyor. Bize hayat veren denizlerimiz maalesef yüzde 80 oranında karadan, insan eliyle hızla kirletiliyor. Başta plastikler olmak üzere günlük hayatta sıklıkla tercih edilen tek kullanımlık ürünler, kısa bir kullanımdan sonra atık olarak doğaya karışıyor. Bu atıklar, geri dönüşüme kazandırılmazsa, zamanla kıyılara ve denizlere ulaşıyor, deniz canlılarıyla buluşuyor. Ancak hayatımızda yapacağımız çok küçük değişikliklerle bile denizlerimize nefes vermek bizim elimizde.
Daha mavi denizler için ben neler yapabilirim?
Tek kullanımlık ürünler yerine tekrar kullanabileceğimiz alternatiflere yönelerek, uzun ömürlü ve doğayla dost ürünleri tercih edebiliriz. Örneğin Streç Film yerine cam kavanoz, kağıt havlu yerine el bezi veya havlu kullanabiliriz.
Mutfağımızda oluşan organik atıkları çöpe atmayıp, komposta dönüştürerek bitkiler için gübre olarak kullanabiliriz.
Evimizde çalışmayan elektronik araç gereçlerimizi tamir ettirmeli veya bozulanları çöpe atmayıp geri dönüşüme kazandırmalıyız.
Su ihtiyacımızı gidermek için pet şişe yerine matara kullanabiliriz. Kâğıtların her iki yüzünü kullanarak kâğıt atığımızı yarıya indirebiliriz...Okul araç gereçlerimizi geri dönüşüme uygun ve plastik olmayan, daha sağlıklı malzemelerden seçebiliriz. İş yerlerimizde de kullandığımız ürünlere dikkat ederek, pet şişe yerine matara, sıcak içecekler için termos, tek kullanımlık bardak yerine kupa kullanabiliriz. Daha az çıktı alarak daha az toner kullanabilir, aynı zamanda da kağıt israfının önüne geçebiliriz .
Günlük alışverişlerimizde, ihtiyacımız kadar almaya dikkat edersek hem fazla üretimi hem de atık oluşumunu engellemiş oluruz. Sıfır Atık Felsefesini yaşamımızın her aşamasına uyarlayarak, sürdürülebilir su kaynakları ve daha sağlıklı bir çevre için bugünden başlayarak bireysel alışkanlıklarımızı tekrar düzenleyebiliriz. Sıfır Atık Mavi ile denizler ve deniz ekosisteminin korunmasına destek verebiliriz. Deniz Varsa Hayat Var!

Denizler ve Çevre Konusunda Bireysel Sorumluluklarımızın Farkında Olalım Aldığımız iki nefesten birini yani ihtiyaç duyduğumuz oksijenin yüzde 50 ila 70’ini denizlerimiz üretiyor. Bize hayat veren denizlerimiz maalesef yüzde 80 oranında karadan, insan eliyle hızla kirletiliyor. Başta plastikler olmak üzere günlük hayatta sıklıkla tercih edilen tek kullanımlık ürünler, kısa bir kullanımdan sonra atık olarak doğaya karışıyor. Bu atıklar, geri dönüşüme kazandırılmazsa, zamanla kıyılara ve denizlere ulaşıyor, deniz canlılarıyla buluşuyor. Ancak hayatımızda yapacağımız çok küçük değişikliklerle bile denizlerimize nefes vermek bizim elimizde. Daha mavi denizler için ben neler yapabilirim? Tek kullanımlık ürünler yerine tekrar kullanabileceğimiz alternatiflere yönelerek, uzun ömürlü ve doğayla dost ürünleri tercih edebiliriz. Örneğin Streç Film yerine cam kavanoz, kağıt havlu yerine el bezi veya havlu kullanabiliriz. Mutfağımızda oluşan organik atıkları çöpe atmayıp, komposta dönüştürerek bitkiler için gübre olarak kullanabiliriz. Evimizde çalışmayan elektronik araç gereçlerimizi tamir ettirmeli veya bozulanları çöpe atmayıp geri dönüşüme kazandırmalıyız. Su ihtiyacımızı gidermek için pet şişe yerine matara kullanabiliriz. Kâğıtların her iki yüzünü kullanarak kâğıt atığımızı yarıya indirebiliriz...Okul araç gereçlerimizi geri dönüşüme uygun ve plastik olmayan, daha sağlıklı malzemelerden seçebiliriz. İş yerlerimizde de kullandığımız ürünlere dikkat ederek, pet şişe yerine matara, sıcak içecekler için termos, tek kullanımlık bardak yerine kupa kullanabiliriz. Daha az çıktı alarak daha az toner kullanabilir, aynı zamanda da kağıt israfının önüne geçebiliriz . Günlük alışverişlerimizde, ihtiyacımız kadar almaya dikkat edersek hem fazla üretimi hem de atık oluşumunu engellemiş oluruz. Sıfır Atık Felsefesini yaşamımızın her aşamasına uyarlayarak, sürdürülebilir su kaynakları ve daha sağlıklı bir çevre için bugünden başlayarak bireysel alışkanlıklarımızı tekrar düzenleyebiliriz. Sıfır Atık Mavi ile denizler ve deniz ekosisteminin korunmasına destek verebiliriz. Deniz Varsa Hayat Var!

Küresel İklim Değişikliği: İstilacı türler ve nesli tehlike altında olan türler
Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle her geçen gün sayıları hızla artan istilacı türler biyoçeşitlilik ve doğal kaynaklara muazzam zararlarda bulunurlar ve çevreye verdikleri zarar çoğunlukla kalıcıdır. Dünya’nın 232 deniz eko-bölgesinin %84’ü istilacı türler tarafından etkilenmiş durumdadır
Balon Balığı (Lagocephalus sceleratus) Etkileri: Akdeniz’ deki en istilacı türlerden biri, deniz ekosisteminde önemli değişikliklere neden oluyor. Yerli türlerin azalmasına, balıkçılığa dayalı geçim kaynaklarını olumsuz etkiliyor. Çenelerinde bulunan keskin dişleri ile av araçlarına zarar verir. İç organ ve kaslarında dünyada bilinen en kuvvetli zehir olan, tetrodotoksin bulunmaktadır. Siyanürden 1200 kat daha zehirli olan bu madde, sinir sistemini felç eder, duyu kaybına, solunum güçlüğüne ve ölüme neden olur. Bilinen bir panzehiri yoktur.Aslan Balığı (Pterois Miles)Etkileri: Deniz ekosistemini tahrip eder, yerli balık ve omurgasız türleri ile beslenir. Yerel türlerin yavrularını tüketir. Yüzgeç dikenleri zehirli olup, insanlarda ciddi zehirlenmelere ve ölümlere neden olabilmektedir. Tek bir sokma şiddetli ağrı ve şişliğe neden olabilir. Nadirde olsa kalp – dolaşım, kas- sinir sistemlerini aşırı derecede etkileyebilir. Yaşam Alanı: 1-300 m arası derinliklerde her yaşam ortamına maksimum uyum sağlar. Yaşam süresi ortalama 30 yıldır. Akdeniz'de türü kontrol altında tutacak avcısı yok denecek kadar az. Çoğalma ve yayılma: Yıl boyunca uygun ortamı bulduğu müddetçe, 4 günde 10-30 bin yumurta yapabilmektedir.
Katil Yosun (Caulerpa taxifolia) Doğal Yayılış Alanı: Hint Okyanusu. Türkiye’deki Yayılışı: 2006 yılında Süveyş Kanalı aracılığı ile İskendurun Körfezine girmiş ve 2010 yılında İzmir Çeşme altı yakında Yolluca Askeri Bölgesinde tespit edilmiştir. 1988’de Fransa, İtalya, İspanya ve Hırvatistan kıyılarına yayılmıştır. Geliş yolu: 1984 yılında Fransa’da bulunan Monaco Su Alti Bilimleri Enstitüsü’nden kaçtığı bilinmektedir. İskenderun Körfezine ise Süveyş kanalı vasıtasıyla girmiştir. Etkileri: Caulerpa taxifolia, çok baskın bir tür olduğundan bulunduğu bölgede yaşayan canlılara yaşama şansı tanımamaktadır. Göçmen Deniz Anası (Rhopilema nomadica)Doğal Yayılış Alanı: Hint ve Pasifik Okyanusu Türkiye’deki Yayılışı: Akdeniz, kısmen Ege Denizi Geliş Yolu: Süveyş Kanalı Etkileri: Obur bir tür olduğundan karides, midye ve balık larvalarını yiyerek besin zincirinde çökmelere neden olmaktadır. Özellikle kıyı turizmine zarar vermektedir. Mersin - Taşucu'nun doğusunda, özellikle yaz aylarında daha fazla görülür ve yüzücüler, balıkçılar ve dalgıçlar için potansiyel tehlike oluşturur. Büyük boyda olanları balıkçı ağlarına ve kıyı tesislerine girerek zarar vermektedir.
Küresel iklim değişikliğine bağlı şiddetli çevre olaylarını her yıl biraz daha fazla yaşıyoruz. Yaz ortasında dolu ve sel felaketi oluyor, kış boyunca yağış düşmüyor. Aslında iklim değişikliği sadece iklimi değil dünyada yaşayan tüm türlerin geleceğini de tehdit ediyor. Bu türlerin bazıları da endemik, yani Dünya’da sadece Türkiye’de görülüyor.

Küresel İklim Değişikliği: İstilacı türler ve nesli tehlike altında olan türler Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle her geçen gün sayıları hızla artan istilacı türler biyoçeşitlilik ve doğal kaynaklara muazzam zararlarda bulunurlar ve çevreye verdikleri zarar çoğunlukla kalıcıdır. Dünya’nın 232 deniz eko-bölgesinin %84’ü istilacı türler tarafından etkilenmiş durumdadır Balon Balığı (Lagocephalus sceleratus) Etkileri: Akdeniz’ deki en istilacı türlerden biri, deniz ekosisteminde önemli değişikliklere neden oluyor. Yerli türlerin azalmasına, balıkçılığa dayalı geçim kaynaklarını olumsuz etkiliyor. Çenelerinde bulunan keskin dişleri ile av araçlarına zarar verir. İç organ ve kaslarında dünyada bilinen en kuvvetli zehir olan, tetrodotoksin bulunmaktadır. Siyanürden 1200 kat daha zehirli olan bu madde, sinir sistemini felç eder, duyu kaybına, solunum güçlüğüne ve ölüme neden olur. Bilinen bir panzehiri yoktur.Aslan Balığı (Pterois Miles)Etkileri: Deniz ekosistemini tahrip eder, yerli balık ve omurgasız türleri ile beslenir. Yerel türlerin yavrularını tüketir. Yüzgeç dikenleri zehirli olup, insanlarda ciddi zehirlenmelere ve ölümlere neden olabilmektedir. Tek bir sokma şiddetli ağrı ve şişliğe neden olabilir. Nadirde olsa kalp – dolaşım, kas- sinir sistemlerini aşırı derecede etkileyebilir. Yaşam Alanı: 1-300 m arası derinliklerde her yaşam ortamına maksimum uyum sağlar. Yaşam süresi ortalama 30 yıldır. Akdeniz'de türü kontrol altında tutacak avcısı yok denecek kadar az. Çoğalma ve yayılma: Yıl boyunca uygun ortamı bulduğu müddetçe, 4 günde 10-30 bin yumurta yapabilmektedir. Katil Yosun (Caulerpa taxifolia) Doğal Yayılış Alanı: Hint Okyanusu. Türkiye’deki Yayılışı: 2006 yılında Süveyş Kanalı aracılığı ile İskendurun Körfezine girmiş ve 2010 yılında İzmir Çeşme altı yakında Yolluca Askeri Bölgesinde tespit edilmiştir. 1988’de Fransa, İtalya, İspanya ve Hırvatistan kıyılarına yayılmıştır. Geliş yolu: 1984 yılında Fransa’da bulunan Monaco Su Alti Bilimleri Enstitüsü’nden kaçtığı bilinmektedir. İskenderun Körfezine ise Süveyş kanalı vasıtasıyla girmiştir. Etkileri: Caulerpa taxifolia, çok baskın bir tür olduğundan bulunduğu bölgede yaşayan canlılara yaşama şansı tanımamaktadır. Göçmen Deniz Anası (Rhopilema nomadica)Doğal Yayılış Alanı: Hint ve Pasifik Okyanusu Türkiye’deki Yayılışı: Akdeniz, kısmen Ege Denizi Geliş Yolu: Süveyş Kanalı Etkileri: Obur bir tür olduğundan karides, midye ve balık larvalarını yiyerek besin zincirinde çökmelere neden olmaktadır. Özellikle kıyı turizmine zarar vermektedir. Mersin - Taşucu'nun doğusunda, özellikle yaz aylarında daha fazla görülür ve yüzücüler, balıkçılar ve dalgıçlar için potansiyel tehlike oluşturur. Büyük boyda olanları balıkçı ağlarına ve kıyı tesislerine girerek zarar vermektedir. Küresel iklim değişikliğine bağlı şiddetli çevre olaylarını her yıl biraz daha fazla yaşıyoruz. Yaz ortasında dolu ve sel felaketi oluyor, kış boyunca yağış düşmüyor. Aslında iklim değişikliği sadece iklimi değil dünyada yaşayan tüm türlerin geleceğini de tehdit ediyor. Bu türlerin bazıları da endemik, yani Dünya’da sadece Türkiye’de görülüyor.