Denizel Bilgiler

post?.Description

Kıyı şeritleri artık dalga enerjisi ile korunacak! Son dönemde, MIT bünyesinde kendi kendine programlanabilir malzeme teknolojileri geliştiren araştırma laboratuvarı o Self-Assembly Lab tarafından kıyıların korunmasına yönelik bir araştırma projesi yürütülüyor. “Growing Islands” projesi, plajların yeniden inşası ve kıyı şeridinin dalga enerjisi ile zaman içinde kendi kendine birleşen kumun, yeni adalar oluşturması veya kıyı şeridini yeniden kurması ve bunun kıyı topluluklarını yükselen deniz seviyelerinden korumak için bir çözüm yaratması amaçlanıyor.Projede, doğanın kendi gücüyle çalışmak ve ona karşı koymaya çalışmaktansa, onu doğal bir inşanın parçası haline getirmek var.Proje kapsamında uyarlanabilir yapay resifler olarak işlev gören dalgıç cihazları tasarlanıyor. Stratejik yerlerde kum birikimini hızlandırmak ve yönlendirmek için dalga kuvvetlerinden yararlanılıyor. Bu süreçte cihazların mevsimsel değişikliklere ve fırtına yönüne uyum sağlaması üzerine kurulu bir sistem söz konusu.Proje temelde doğa güçlerini kullanarak kum topografilerini doğal ve sürdürülebilir şekilde yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor.

TURMEPA Akademi Denizel Bilgiler

Yeni Çalışma: Metan Emisyonunu Azaltma Önlemleri Küresel Isınmayı 0,3 Derece Azaltabilir
BM liderliğindeki İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (Climate and Clean Air Coalition) tarafından yayımlanan yeni rapora göre, mevcut metan emisyonu azaltma önlemleri 2045 yılına kadar küresel ısınmayı 0,3°C azaltabilir.
Rapor, petrol, doğalgaz, tarım ve atık alanlarında yaygın önlemlerin uygulanmasının iklim değişikliğini yavaşlatmak için mevcut en güçlü kaldıraçlar olduğunu ve metan gazını azaltmanın, küresel ısınmayla mücadele etmek için var olan en düşük maliyetli stratejilerden biri olduğunu ortaya koyuyor.
Metan gazı, sanayi tarafından genellikle temiz bir yakıt kaynağı olduğu düşünülen doğalgazın temel bileşeni. Ancak uzmanlara göre, insan faaliyetlerinden kaynaklanan metan emisyonları, iklimi ısıtmada CO2’den çok daha güçlü. Metan gazı, atmosferde CO2’den çok daha az bulunmasına rağmen, termal kızılötesi radyasyonu çok daha fazla emiyor ve küresel ısınma potansiyeli 20 yıllık bir zaman diliminde birim kütle başına CO2’den yaklaşık 86 kat, 100 yıllık zaman ölçeğinde de 28 daha güçlü.
Metan gazının sınırlandırılmasının sağlık ve tarım açısından önemli faydaları olduğunu ortaya koyuluyor. Troposferdik ozonun oluşumuna katkı sağlayan metanın azaltılmasının ozon hava kirliliğini azaltacağı belirtiliyor.
Metan emisyonlarını 2040’a kadar %45’e kadar azaltmak, her yıl 255.000 erken ölümü ve 775.000 acil astım vakasını önleyebilir. Küresel ölçekte tarım ürünleri verimini de yılda 26 milyon ton artırabilir.
Öncelikle petrol ve gaz sektöründeki metan tahliyesini ve sızıntıları engelleyerek, mevcut yöntemlerle metan emisyonlarını 2030 yılına kadar %30 oranında azaltılabileceğinin altı çiziliyor.
Atmosferdeki metan gazının dramatik artışı, ABD doğalgaz üretimindeki yüksek artışla da ilişkilendiriliyor. Bazı araştırmalar, ABD’deki doğalgaz endüstrisinden kaynaklanan metan emisyonlarının resmi açıklamalardan % 60 daha fazla olduğunu gösterirken, diğer çalışmalar küresel ölçekte % 25-40 daha fazla metan emisyonu olduğunu öne sürüyor.
Metan emisyonlarının azaltılması yönünde artan politikalar dikkat çekiyor.

Yeni Çalışma: Metan Emisyonunu Azaltma Önlemleri Küresel Isınmayı 0,3 Derece Azaltabilir BM liderliğindeki İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (Climate and Clean Air Coalition) tarafından yayımlanan yeni rapora göre, mevcut metan emisyonu azaltma önlemleri 2045 yılına kadar küresel ısınmayı 0,3°C azaltabilir. Rapor, petrol, doğalgaz, tarım ve atık alanlarında yaygın önlemlerin uygulanmasının iklim değişikliğini yavaşlatmak için mevcut en güçlü kaldıraçlar olduğunu ve metan gazını azaltmanın, küresel ısınmayla mücadele etmek için var olan en düşük maliyetli stratejilerden biri olduğunu ortaya koyuyor. Metan gazı, sanayi tarafından genellikle temiz bir yakıt kaynağı olduğu düşünülen doğalgazın temel bileşeni. Ancak uzmanlara göre, insan faaliyetlerinden kaynaklanan metan emisyonları, iklimi ısıtmada CO2’den çok daha güçlü. Metan gazı, atmosferde CO2’den çok daha az bulunmasına rağmen, termal kızılötesi radyasyonu çok daha fazla emiyor ve küresel ısınma potansiyeli 20 yıllık bir zaman diliminde birim kütle başına CO2’den yaklaşık 86 kat, 100 yıllık zaman ölçeğinde de 28 daha güçlü. Metan gazının sınırlandırılmasının sağlık ve tarım açısından önemli faydaları olduğunu ortaya koyuluyor. Troposferdik ozonun oluşumuna katkı sağlayan metanın azaltılmasının ozon hava kirliliğini azaltacağı belirtiliyor. Metan emisyonlarını 2040’a kadar %45’e kadar azaltmak, her yıl 255.000 erken ölümü ve 775.000 acil astım vakasını önleyebilir. Küresel ölçekte tarım ürünleri verimini de yılda 26 milyon ton artırabilir. Öncelikle petrol ve gaz sektöründeki metan tahliyesini ve sızıntıları engelleyerek, mevcut yöntemlerle metan emisyonlarını 2030 yılına kadar %30 oranında azaltılabileceğinin altı çiziliyor. Atmosferdeki metan gazının dramatik artışı, ABD doğalgaz üretimindeki yüksek artışla da ilişkilendiriliyor. Bazı araştırmalar, ABD’deki doğalgaz endüstrisinden kaynaklanan metan emisyonlarının resmi açıklamalardan % 60 daha fazla olduğunu gösterirken, diğer çalışmalar küresel ölçekte % 25-40 daha fazla metan emisyonu olduğunu öne sürüyor. Metan emisyonlarının azaltılması yönünde artan politikalar dikkat çekiyor.

Deniz Kökenli Kirleticiler

Denizler, insan faaliyetlerinden kaynaklanan madde veya atıkların dolaylı ve dolaysız yollarla zararlı etkileri ile hızla kirlenen doğal kaynaklardır.
Yüzyıllardır insanlara hayat kaynağı olan denizler, son yıllarda atık bertaraf alanı olarak kullanılmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (lMO) verilerine göre dünya denizlerine giren atıklar; doğal kaynaklardan % 8, açık deniz üretiminden % 0,5, deniz taşımacılığı kaynaklı % 11, atmosfer kaynaklı % 30, taşkın ve kara kökenli deşarjlar % 40, kanunsuz boşaltma (gemilerden ve uçaklardan, karada ve denizde üretilen atıklar) % 10 oranlarında olduğu görülmektedir
Atık Su Tanımı: Gemide üretilen kanalizasyon atıkları, siyah su ve gri su olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmektedir. Birlikte atık su olarak tanımlanmaktadırlar.
Gemide üretilen Siyah su aşağıdaki atıkları içermektedir:
-Drenaj kaynaklı atıklar ve tuvalet ile pis sulardan kaynaklı diğer atıklar,
-Tıbbi dispanser veya gemi revirinde bulunan küvet, lavabo ve frengi deliklerinde su tahliyesinden oluşan atıklar,
-Kargo ambarında bulunan canlı hayvanlardan veya bunun gibi alanlarda drenajla karışan atık sulardan oluşabilir.
Gemilerde üretilen gri su aşağıdakileri içermektedir:
-Gemi mutfağında bulaşık suyu ve lavabolardan gelen atık sular,
-Kabin duşları, banyolar ve lavabolardan gelen atık sular,
-Çamaşırhane suları,
-İç güverte şebekelerinden gelen atık sular,
-Buzdolabı ve klimaların yoğuşma sularından oluşabilir.
Arıtılmamış atık suda nitrat, fosfat ve organik madde konsantrasyonları bulunmaktadır. Bu maddeler, içinde bulunan bakteri yoğunluğunun fazla olmasından dolayı göller nehirler ve denizlerde bulunan oksijeni hızlı bir şekilde tüketerek doğal yaşamın deniz çevresinde kalmasını zorlaştırarak kirliliğe sebep olmaktadır.

Deniz Kökenli Kirleticiler Denizler, insan faaliyetlerinden kaynaklanan madde veya atıkların dolaylı ve dolaysız yollarla zararlı etkileri ile hızla kirlenen doğal kaynaklardır. Yüzyıllardır insanlara hayat kaynağı olan denizler, son yıllarda atık bertaraf alanı olarak kullanılmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (lMO) verilerine göre dünya denizlerine giren atıklar; doğal kaynaklardan % 8, açık deniz üretiminden % 0,5, deniz taşımacılığı kaynaklı % 11, atmosfer kaynaklı % 30, taşkın ve kara kökenli deşarjlar % 40, kanunsuz boşaltma (gemilerden ve uçaklardan, karada ve denizde üretilen atıklar) % 10 oranlarında olduğu görülmektedir Atık Su Tanımı: Gemide üretilen kanalizasyon atıkları, siyah su ve gri su olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmektedir. Birlikte atık su olarak tanımlanmaktadırlar. Gemide üretilen Siyah su aşağıdaki atıkları içermektedir: -Drenaj kaynaklı atıklar ve tuvalet ile pis sulardan kaynaklı diğer atıklar, -Tıbbi dispanser veya gemi revirinde bulunan küvet, lavabo ve frengi deliklerinde su tahliyesinden oluşan atıklar, -Kargo ambarında bulunan canlı hayvanlardan veya bunun gibi alanlarda drenajla karışan atık sulardan oluşabilir. Gemilerde üretilen gri su aşağıdakileri içermektedir: -Gemi mutfağında bulaşık suyu ve lavabolardan gelen atık sular, -Kabin duşları, banyolar ve lavabolardan gelen atık sular, -Çamaşırhane suları, -İç güverte şebekelerinden gelen atık sular, -Buzdolabı ve klimaların yoğuşma sularından oluşabilir. Arıtılmamış atık suda nitrat, fosfat ve organik madde konsantrasyonları bulunmaktadır. Bu maddeler, içinde bulunan bakteri yoğunluğunun fazla olmasından dolayı göller nehirler ve denizlerde bulunan oksijeni hızlı bir şekilde tüketerek doğal yaşamın deniz çevresinde kalmasını zorlaştırarak kirliliğe sebep olmaktadır.

Rapana Venosa
Doğal Yayılış Alanı: Asya sularından Japon Denizi, Sarı Deniz ve Çin Denizinin yerli türüdür.
Türkiye’deki Yayılışı: Karadeniz’de ilk defa 1947 yılında Rusya sularında, Türkiye karasularında ise 1962 yılında Trabzon kıyılarında görülmüştür. 1966 yılında Marmara Denizi’nde, 1969 yılında ise Ege Denizi Çaltıburnu kıyılarında tespit edilmiştir.
Geliş yolu: Japon Denizi’nden gemilerin balast sularıyla gelmiştir. Etkileri: Midye, istiridye ve diğer yumuşakçalarla beslenen deniz salyangozu, midye ve istiridye stoklarının azalmasına neden olmuş, dolayısıyla bu canlılar ile beslenen balık stoklarını da olumsuz etkilemiştir. Düşmanının bulunmaması nedeniyle bu tür aşırı çoğalmıştır. Ancak, aşırı çoğalan bu tür balıkçılar tarafından avlanarak alternatif bir gelir kaynağı olmuştur. Yaşam Alanı: 90 m ye kadar olan derinliklerde, kumlu, çamurlu, algli zeminler ve midye fasileleri civarında yaşayabilmekte ve yerel malaco-fauna üzerinde büyük etki yapmaktadır. Beslenme: Karadeniz’de zoobentik faunanın %40’nı oluşturan midyeler, damarsal balıkların besin kaynağını oluşturmaktadır. Deniz salyangozu da başlıca midye, istiridye ve diğer yumuşakçalarla beslenmektedir.
Karadeniz’de düşmanı olmayan deniz salyangozunun miktarının artmasıyla azalan midye ve istiridye stokları balıkların beslenme ortamını etkilemektedir. Mnemiopsis leidyiMnemiopsis leidyi (Taraklı Medüz) Karadeniz’de yaygın bir yaşam alanı oluşturarak adeta istila eden diğer önemli bir istilacı türdür. Doğal Yayılış Alanı: Güney ve Kuzey Amerika Atlantik sahili boyunca ılımandan subtropikale haliçlerin yerli türüdür. Türkiye’deki Yayılışı: Karadeniz, Azov, Marmara, Ege Denizi, Adriyatik Denizi’ne ve son olarak petrol tankerlerinin balast sularından Hazar Denizi'ne yayılmıştır. Karadeniz’e 1980’lerin başında doğu ABD’den kargo gemilerinin balast suyunda taşınarak gelmiştir. Geliş yolu: Gemilerin Balast sularıyla gelmiştir.Etkileri: Zooplanktonların başlıca avcılarından biridir ve balıkçılığın çökmesi ile ilişkilidir. Canlı zooplanktonlar, balık yumurta ve larvalarıyla beslenir. Bir günde kendi vücut ağırlığının 10 katı miktarında beslenebilir.

Rapana Venosa Doğal Yayılış Alanı: Asya sularından Japon Denizi, Sarı Deniz ve Çin Denizinin yerli türüdür. Türkiye’deki Yayılışı: Karadeniz’de ilk defa 1947 yılında Rusya sularında, Türkiye karasularında ise 1962 yılında Trabzon kıyılarında görülmüştür. 1966 yılında Marmara Denizi’nde, 1969 yılında ise Ege Denizi Çaltıburnu kıyılarında tespit edilmiştir. Geliş yolu: Japon Denizi’nden gemilerin balast sularıyla gelmiştir. Etkileri: Midye, istiridye ve diğer yumuşakçalarla beslenen deniz salyangozu, midye ve istiridye stoklarının azalmasına neden olmuş, dolayısıyla bu canlılar ile beslenen balık stoklarını da olumsuz etkilemiştir. Düşmanının bulunmaması nedeniyle bu tür aşırı çoğalmıştır. Ancak, aşırı çoğalan bu tür balıkçılar tarafından avlanarak alternatif bir gelir kaynağı olmuştur. Yaşam Alanı: 90 m ye kadar olan derinliklerde, kumlu, çamurlu, algli zeminler ve midye fasileleri civarında yaşayabilmekte ve yerel malaco-fauna üzerinde büyük etki yapmaktadır. Beslenme: Karadeniz’de zoobentik faunanın %40’nı oluşturan midyeler, damarsal balıkların besin kaynağını oluşturmaktadır. Deniz salyangozu da başlıca midye, istiridye ve diğer yumuşakçalarla beslenmektedir. Karadeniz’de düşmanı olmayan deniz salyangozunun miktarının artmasıyla azalan midye ve istiridye stokları balıkların beslenme ortamını etkilemektedir. Mnemiopsis leidyiMnemiopsis leidyi (Taraklı Medüz) Karadeniz’de yaygın bir yaşam alanı oluşturarak adeta istila eden diğer önemli bir istilacı türdür. Doğal Yayılış Alanı: Güney ve Kuzey Amerika Atlantik sahili boyunca ılımandan subtropikale haliçlerin yerli türüdür. Türkiye’deki Yayılışı: Karadeniz, Azov, Marmara, Ege Denizi, Adriyatik Denizi’ne ve son olarak petrol tankerlerinin balast sularından Hazar Denizi'ne yayılmıştır. Karadeniz’e 1980’lerin başında doğu ABD’den kargo gemilerinin balast suyunda taşınarak gelmiştir. Geliş yolu: Gemilerin Balast sularıyla gelmiştir.Etkileri: Zooplanktonların başlıca avcılarından biridir ve balıkçılığın çökmesi ile ilişkilidir. Canlı zooplanktonlar, balık yumurta ve larvalarıyla beslenir. Bir günde kendi vücut ağırlığının 10 katı miktarında beslenebilir.