Denizel Bilgiler

post?.Description

Kimlerin eviyim? -Biyoçeşitlilik Karadeniz Türkiye'de deniz ürünleri üretiminin yaklaşık %70'i Karadeniz'den sağlanmaktadır. Hamsi, Çaça, Palamut, Lüfer, Barbun, Kalkan, Levrek, İstavrit, Mezgit, Kaya Levreği, İskorpit Karadeniz'de yaşamaktadır. Marmara Denizi Türkiye'de deniz ürünleri üretiminin yaklaşık %12'si Marmara Denizi'nden sağlanmaktadır. Kefal, Tekir, İstavrit, Kırlangıç, Gümüş, Mezgit, İzmarit, Palamut, Lüfer, Hamsi, Uskumru Marmara'da yaşamaktadır. Ege Denizi Türkiye'de deniz ürünleri üretiminin yaklaşık %10'u Ege Denizi'nden sağlanmaktadır. Kefal, Çipura, Levrek, Hani, Karagöz, Mercan, Orkinos, Tekir, Sardalya, Sinarit Ege'de yaşamaktadır. Akdeniz Türkiye'de deniz ürünleri üretiminin yaklaşık %8'i Akdeniz'den sağlanmaktadır. Fangri, Hani, Lahoz, Melanur, Orfoz, Ahtapot, Trança, Orkinos, Barbun, Lokum Balığı, Yazılı Orkinos Akdeniz'de yaşamaktadır.

TURMEPA Akademi Denizel Bilgiler

Hayatımızda Sıfır Atık;
Havaların ısınmaya başlamasıyla piknik sezonu açıldı. Ailemiz ve arkadaşlarımızla birlikte açık havada ve temiz bir çevrede piknik yapmak için öncelikle tüketeceğimiz ürünleri ihtiyacınız kadar almalı ve tamamını tüketmeye dikkat etmelisiniz. paketli ve tek kullanımlık ürünleri mümkün olduğu kadar tercih etmemeli, evde hazırladığımız ürünleri tüketmek sağlığımız ve çevremizin sağlığı açısından da çok önemli. Kullanacağımız tabak, çatal kaşık ve bardakları uzun ömürlü, tekrar kullanılabilir ürünlerden tercih etmemiz, hem ekonomik hem de atık oluşturmadığımız için sürdürülebilir kaynaklar ve çevre için çok önemli.
Mesire yerlerinde piknik yaptıktan sonra atıklarınızı kaynağında ayrı olarak birbirleri ile karıştırmadan biriktirmeli ve bize en yakın atık toplama noktasındaki ilgili konteynıra atmalıyız. Gelecek nesillere temiz bir çevre ve sürdürülebilir kaynaklar bırakabilmek için Sıfır Atık Felsefesini günlük faaliyetlerimize dahil etmeli ve Bireysel Sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.

Hayatımızda Sıfır Atık; Havaların ısınmaya başlamasıyla piknik sezonu açıldı. Ailemiz ve arkadaşlarımızla birlikte açık havada ve temiz bir çevrede piknik yapmak için öncelikle tüketeceğimiz ürünleri ihtiyacınız kadar almalı ve tamamını tüketmeye dikkat etmelisiniz. paketli ve tek kullanımlık ürünleri mümkün olduğu kadar tercih etmemeli, evde hazırladığımız ürünleri tüketmek sağlığımız ve çevremizin sağlığı açısından da çok önemli. Kullanacağımız tabak, çatal kaşık ve bardakları uzun ömürlü, tekrar kullanılabilir ürünlerden tercih etmemiz, hem ekonomik hem de atık oluşturmadığımız için sürdürülebilir kaynaklar ve çevre için çok önemli. Mesire yerlerinde piknik yaptıktan sonra atıklarınızı kaynağında ayrı olarak birbirleri ile karıştırmadan biriktirmeli ve bize en yakın atık toplama noktasındaki ilgili konteynıra atmalıyız. Gelecek nesillere temiz bir çevre ve sürdürülebilir kaynaklar bırakabilmek için Sıfır Atık Felsefesini günlük faaliyetlerimize dahil etmeli ve Bireysel Sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.

COP26 İklim Zirvesi’nde varılan anlaşma neler öngörüyor? 
İskoçya'nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen 26. BM İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP26) ülkeler, iklim değişikliğine karşı alınacak bir dizi önlemi içeren bir anlaşmayı imzaladı.

• Anlaşmada, kömürün aşamalı olarak azaltılması taahhüdü,
• Emisyon azaltma planlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi,
• Gelişmekte olan ülkelere daha fazla finansal destek
gibi önemli kararlar var.

Glasgow İklim Anlaşması ile birlikte "aşamalı olarak kömür kullanımının azaltılması" da planlanıyor. Bu yönüyle anlaşma, kömür kullanımını azaltmayı hedefleyen tarihteki ilk anlaşma.

Anlaşmanın öne çıkan başarıları:
• 1,5 C hedefini ulaşılabilir kılmak adına gelecek yıl emisyon azaltma planları için yeniden bir araya gelinecek
• İlk kez uluslararası bir anlaşmada kömür kullanımını sınırlama taahhüdü verildi
• Gelişmekte olan ülkeler için mali yardımlar artacak

Kömür, karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu sebepten de 1,5 C hedefinin de merkezinde bulunuyor. 2015 yılında Paris'teki zirvede kabul edilen söz konusu hedefe ulaşmak için, küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 45 ve 2050'ye kadar da neredeyse sıfıra düşürülmesi gerekiyor.

Toplamda 105 ülke, metan emisyonlarını 2030 yılına kadar 2020’ye kıyasla yüzde 30 oranında azaltmayı öngören Küresel Metan Taahhüdü ’nü imzaladı.
Canlılar ayrıştığında metan açığa çıkıyor ve doğalgazda da bulunuyor. Metan gazı karbondioksitin aksine atmosferde kısa bir süre kalıyor, ancak küresel ısınmaya CO2'den çok daha fazla yol açıyor.

Son yıllara uydu görüntüleriyle boru hatlarında, atık sahalarında ve depolama ünitelerinde aşırı metan emisyonlarını denetlemek mümkün hale geldi. Yine de bu mega ölçekli salımlar, toplam salınımların ancak %10-15 kadarını kapsıyor. Uydular daha küçük ölçekli salınımları izlemek için daha yüksek çözünürlüklü teknolojilere ihtiyaç duyuyor.
“Ormanlar ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Deklarasyonu'nun Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 133 ülke tarafından imzalanması konferansın önemli bir çıktısı olarak kayda geçti.
KAYNAK,GETTY IMAGES

COP26 İklim Zirvesi’nde varılan anlaşma neler öngörüyor? İskoçya'nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen 26. BM İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP26) ülkeler, iklim değişikliğine karşı alınacak bir dizi önlemi içeren bir anlaşmayı imzaladı. • Anlaşmada, kömürün aşamalı olarak azaltılması taahhüdü, • Emisyon azaltma planlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi, • Gelişmekte olan ülkelere daha fazla finansal destek gibi önemli kararlar var. Glasgow İklim Anlaşması ile birlikte "aşamalı olarak kömür kullanımının azaltılması" da planlanıyor. Bu yönüyle anlaşma, kömür kullanımını azaltmayı hedefleyen tarihteki ilk anlaşma. Anlaşmanın öne çıkan başarıları: • 1,5 C hedefini ulaşılabilir kılmak adına gelecek yıl emisyon azaltma planları için yeniden bir araya gelinecek • İlk kez uluslararası bir anlaşmada kömür kullanımını sınırlama taahhüdü verildi • Gelişmekte olan ülkeler için mali yardımlar artacak Kömür, karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu sebepten de 1,5 C hedefinin de merkezinde bulunuyor. 2015 yılında Paris'teki zirvede kabul edilen söz konusu hedefe ulaşmak için, küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 45 ve 2050'ye kadar da neredeyse sıfıra düşürülmesi gerekiyor. Toplamda 105 ülke, metan emisyonlarını 2030 yılına kadar 2020’ye kıyasla yüzde 30 oranında azaltmayı öngören Küresel Metan Taahhüdü ’nü imzaladı. Canlılar ayrıştığında metan açığa çıkıyor ve doğalgazda da bulunuyor. Metan gazı karbondioksitin aksine atmosferde kısa bir süre kalıyor, ancak küresel ısınmaya CO2'den çok daha fazla yol açıyor. Son yıllara uydu görüntüleriyle boru hatlarında, atık sahalarında ve depolama ünitelerinde aşırı metan emisyonlarını denetlemek mümkün hale geldi. Yine de bu mega ölçekli salımlar, toplam salınımların ancak %10-15 kadarını kapsıyor. Uydular daha küçük ölçekli salınımları izlemek için daha yüksek çözünürlüklü teknolojilere ihtiyaç duyuyor. “Ormanlar ve Arazi Kullanımı Üzerine Glasgow Liderler Deklarasyonu'nun Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 133 ülke tarafından imzalanması konferansın önemli bir çıktısı olarak kayda geçti. KAYNAK,GETTY IMAGES

Araştırmacılar, Pasifik Okyanus'unda Mariana Çukurunda 6010m ile 6949m arasında yeni keşfettikleri bir amfipotun (deniz kabuklusu) bedeninde plastik buldu.
Denizlerin karşı karşıya olduğu plastik krizine dikkat çekmek amacıyla araştırmacılar yeni amfipod türüne “plasticus” ismini verdi.
🦠Deniz kabuklusu üzerine yapılan incelemelerde arka bağırsağında su şişeleri ve spor kıyafetleri gibi yaygın kullanılan birçok malzemede yer alan PET (polietilen tereftalat) bulundu.
Ne yazık ki Türkiye’nin de denizlerdeki plastik kirliliğinde payı var.
Newcastle Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinin başkanı Dr. Alan Jamieson ise, “Denizlerimize sel gibi akmakta olan plastik kirliliğini durdurmak için acil eyleme geçilmesi gerektiğine dikkat çekmek için “Eurythenes plasticus ismine karar verdik” dedi.
Sizce denizlerimizi plastiklerden korumak için neler yapmalıyız? Yorumlarda buluşalım!

Araştırmacılar, Pasifik Okyanus'unda Mariana Çukurunda 6010m ile 6949m arasında yeni keşfettikleri bir amfipotun (deniz kabuklusu) bedeninde plastik buldu. Denizlerin karşı karşıya olduğu plastik krizine dikkat çekmek amacıyla araştırmacılar yeni amfipod türüne “plasticus” ismini verdi. 🦠Deniz kabuklusu üzerine yapılan incelemelerde arka bağırsağında su şişeleri ve spor kıyafetleri gibi yaygın kullanılan birçok malzemede yer alan PET (polietilen tereftalat) bulundu. Ne yazık ki Türkiye’nin de denizlerdeki plastik kirliliğinde payı var. Newcastle Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinin başkanı Dr. Alan Jamieson ise, “Denizlerimize sel gibi akmakta olan plastik kirliliğini durdurmak için acil eyleme geçilmesi gerektiğine dikkat çekmek için “Eurythenes plasticus ismine karar verdik” dedi. Sizce denizlerimizi plastiklerden korumak için neler yapmalıyız? Yorumlarda buluşalım!